8 Eylül 2013 Pazar


   
         -6-

      iyi bir film bittiğinde hani hissettiğin o boşluk

      sevdiğin şarkıdan sıkılmaya başladığında


      seni en çok mutlu edendir hani en çabuk unuttuğun rüya

      daha kalbinin atışı dinmemişken 


      
birer birer silinir ya sahneler...

      hepsi umudu hepsinden çok sevdiğimizden 


      ve korkmayı en çok ondan beklediğimizden






12 Mayıs 2013 Pazar


      -5-

bana bir sevda türküsü fısılda
adımı sakla her notasına
bir rüzgar olsun sonra
okyanustan taşsın kokusu...

bir demet gün ışığı getir bana
içinden gözlerini ayıklayıp gecenin resmine katayım.

bir sessizlik ol kavga edermişçesine
ahdini imzala artık geçmişle

ve bahara katlan benim için
bir mucizeyi uyandır bugün
yatağından kalksın gelsin.

sesine dalgalar takılsın 
martılar kanatlarında taşısın mutluluğu
yeter ki bir kere fısılda 
bir deli sevdalinka...

30 Nisan 2013 Salı



-4-

kaybolmuş içinden geçenler
gerçekten geçip gitmiş dilekler
bir nefes daha
söner ışıkları evlerin
ve sessiz bir sabaha daha uyanır mı dersin gözlerin?


beklentiler mi öldürdü ışığını güneşin
yoksa heyecana kalmadan atması mümkün müdür yüreğin?

soruları saklayıp dağların arkasına 
beklemekten yorulmuş sevda
yorulmuş masaldan kalma vedalar

söyle içinden geçenleri rüzgara
ne de olsa geçip gidecek her şey 
sonun başlangıcında.

16 Nisan 2013 Salı



  -3-

bekleme artık gelmeyecek o gemi
bekleme soğuk sisin ardından ışığın ninnisini

sen ördüğün duvarlar kadar özgürsün ancak
hakikatten zincirlerine bak!

içinde kendini uyuttuğun masallarla 
aynaları kendinden sakla.

mektuplarını yolladığın şişelere bakıp
gitme sende
dur biraz...biraz daha dinle
kendini bir kere daha duyarsın belki
ölmeden
onsuzluğun sesinde... 


     -2-

ve sorar...
yoktur içinden taşanlar 
hiç var olmamış fırtınalar
ben niye ölmüşüm o zaman...


sen bile unutmuşken şiirlerini
onlar niye hatırlasınlar?

Ey, gözlerinde 
karanlığı ve aydınlığı aynı avuçtan
içtiğim kahraman..
neredesin? yoksun çoğu zaman...

31 Mart 2013 Pazar



                                        

                                                                                                                       seyir defteri -1-

nereden gelir insanlığın karanlığa duyduğu ihtiyaç?
bu yüzden mi kalelerimiz var?

imkansız dediklerimize duyduğumuz inanç
hep mi aldanış kendine ve bekleyiş gelmeyecek olanın aksine...

peki ya eğer geldiyse kahraman duyduğumuz ihtiyaç
ne kadarını görür aksine bakmaktan aciz olan?

mavi ise rengi bir avuç gökyüzündeki 
kalbinin boyası çatlar bakarsın 
aydınlığındır güzelliği...



29 Aralık 2012 Cumartesi

1.



                                     Kaçış


Hava soğuktu. Bu ıslak taşlı sokaktan son geçişim olmayacak biliyorum, sokak lambasının altında durdum ve son bir kere ardımda bıraktığım o eve baktım. Gölgeler içinde kalmıştı. Şimdi dönsem kimse farketmezdi ne yaptığımı, daha kararımı veremeden yürümeye başladım. Bu sefer kalbim yönetiyordu ayaklarımı, korkularımı cebime atıp, adımlarımı sıklaştırdım.
O korkunç dik yokuşun dibine vardığımda marinanın ışıklarını görebiliyordum ve denizin kokusu...Kalbime işlemişti sanki. Yağmurun yüzüme vurduğunu fark ettim bir an, orda ne kadar süre dikildiğimi bilmiyorum.Ekmek bıçağıyla kestiğim saçlarımı babamın şapkasının altına iyice sıkıştırıp, paltomun yakasını dikleştirdim ve devam ettim.
Marinaya indiğimde gördüğüm tablo tam bir karmaşaydı.İnsanlar ordan oraya koşturuyor, kimisi mal yükleme derdinde kimisi kavga edip bağırıyor ama herkes ne yaptığını biliyordu ve herkes bir yere yetişiyordu. Ben hariç, pis bir duvarın kenarında saklanmış etrafa baktım sadece; üç tekne ve bir yolcu gemisi vardı o gece, ışıl ışıldı gemi kocaman 3 borusu vardı yüzlerce küçük gözü olan bir deve benziyordu -oraya ait olamazdım hiç bir yere ait değildim aslında ama beni evime götürecek olan bu süslü gemi değildi. İki çocuk ellerinde maytaplarla koşarak geçtiler yanımdan, aydınlattıkları teknenin boyası açık maviydi ve ismi...kararımı verdim.Eve gidiyordum, evim neresiyse artık.