29 Aralık 2012 Cumartesi

1.



                                     Kaçış


Hava soğuktu. Bu ıslak taşlı sokaktan son geçişim olmayacak biliyorum, sokak lambasının altında durdum ve son bir kere ardımda bıraktığım o eve baktım. Gölgeler içinde kalmıştı. Şimdi dönsem kimse farketmezdi ne yaptığımı, daha kararımı veremeden yürümeye başladım. Bu sefer kalbim yönetiyordu ayaklarımı, korkularımı cebime atıp, adımlarımı sıklaştırdım.
O korkunç dik yokuşun dibine vardığımda marinanın ışıklarını görebiliyordum ve denizin kokusu...Kalbime işlemişti sanki. Yağmurun yüzüme vurduğunu fark ettim bir an, orda ne kadar süre dikildiğimi bilmiyorum.Ekmek bıçağıyla kestiğim saçlarımı babamın şapkasının altına iyice sıkıştırıp, paltomun yakasını dikleştirdim ve devam ettim.
Marinaya indiğimde gördüğüm tablo tam bir karmaşaydı.İnsanlar ordan oraya koşturuyor, kimisi mal yükleme derdinde kimisi kavga edip bağırıyor ama herkes ne yaptığını biliyordu ve herkes bir yere yetişiyordu. Ben hariç, pis bir duvarın kenarında saklanmış etrafa baktım sadece; üç tekne ve bir yolcu gemisi vardı o gece, ışıl ışıldı gemi kocaman 3 borusu vardı yüzlerce küçük gözü olan bir deve benziyordu -oraya ait olamazdım hiç bir yere ait değildim aslında ama beni evime götürecek olan bu süslü gemi değildi. İki çocuk ellerinde maytaplarla koşarak geçtiler yanımdan, aydınlattıkları teknenin boyası açık maviydi ve ismi...kararımı verdim.Eve gidiyordum, evim neresiyse artık.